Ali Sükrü Bey, döneminin en önemli münevverlerinden, kalemlerinden biridir. Onun vücuda getirdigi telif ve tercüme metinler; tarihten cografyaya, egitimden bilime, spora, felsefeden siyasete kadar cok genis bir yelpazeye sahiptir.
Dünyanin bir buhran icinde oldugunun ve dogum sancilari cektiginin farkinda olan Ali Sükrü Bey, bütün dünyada artik kralliklarin, sultanliklarin sona ermeye yüz tutmasiyla halka dayanan devlet modellerinin ortaya cikacagini öngörmektedir. O, Avrupalilarin demokrasi, sosyalizm dedikleri halka dayanan bu yönetim anlayislarinin, J. J. Russonun Hakimiyet kayitsiz sartsiz milletindir. sözünün Avrupalilari ilgilendirdigini, bizim zaten 1.300 yillik saglam bir halk hükümeti gelenegimiz oldugunu düsünmektedir.
Buhranin sonucunda meydana gelecek dogumun da bizim icin Islam Birligi olacaginiolmasini ummaktadir.
Ali Sükrü Bey icin Mill Mücadelenin silahsiz bir tarafi da vardir. O, sadece düsmanin topraklarimiza ayak basmasina, memleketimizi istila etmesine degil, düsmanin fikirlerinin memleketimize girmesine ve yerlesmesine de karsidir. Diger bir ifadeyle o, madd istiklal kadar manev istiklali de önemsemektedir.
Kagit üzerinde devletin adi her ne olursa olsun, sultaya-diktaya karsi olan Ali Sükrü Bey, halka dayanan bir yönetimden yanadir. Birilerinin iddiasinin aksine, Ali Sükrü Bey ve dava arkadaslari ne irticacidirlar ne de sultanlik taraftari.