Eski Misirin inanc dünyasi tarihi boyunca politeist bir cizgi üzerinde ilerledigi düsünülmektedir. Ancak arkeolojik
bulgular bu antik medeniyette cesitli kültlerin gölgesinde farkli dn yönelimlerin gelistigini ortaya koymaktadir.
Genelde bölgeden bölgeye degisen kültlerden bazilari zaman icinde siyasi atmosfere göre öne cikmis, hatta devletin
tanidigi resmi bir din mertebesine getirilmis durumdaydi. Misirin antik caglarinda bu resmiyete kavusmus tanrilardan
ikisi dikkat cekmektedir. Bunlardan biri Aton bir digeri de Amondur. Günes diskiyle tasvir edilen Aton dinler tarihinde
ilk belgelenen monoteist dinin tanrisi olarak kayitlara gecmistir. Bu tek tanrili dinin kurucusu olan Akhenaton Aton
ugruna yalnizca diger tanrilari degil onlarla birlikte izlenen gelenekler ve adetleri de hedef alarak bir kiyim baslatmistir.
Daha cok günes tanrisi Ra ile kaynasmis adiyla anilan Amon ise, Eski Misir tarihi süresince hem maddi hem de manevi
alemde varligini genisletmis ve sonunda panteist bir inancin dogmasina öncülük etmistir. Amon, Atondan farkli olarak
daha yumusak bir yol takip ederek gönüllere hitap etmeyi tercih etmistir. Onun tahti Aton gibi bir enkazin üzerine
kurulmadigindan yükselisi adim adim gerceklesmistir. Ancak her iki tanri da insanligin inanc yolculugunda müstesna
bir öneme sahiptir. Nedeni ise, hem Atonun hem de Amonun kitleleri tek bir dinin semsiyesi altinda toplamayi amac
edinmis olmalaridir.
Bu kitap, okuyucuya Eski Misirda Tanri ile kurulan iliskiye derin bir bakis imkani sunarken diger yandan Atona ve
Amona dizilen övgüler ve yazilan ilahiler esliginde Eski Misirin dn hakikat arayislarina bir pencere acmaktadir.